Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yerleşim birimleri
9baykutİyun 3, 2008 0:00
İLLER;
Gazimağusa
Gazimağusa veya Mağusa (Rumca: Αμμόχωστος; Latince: Famagusta), Kıbrıs'ta bir liman kentidir. Kıbrıs'ın tek derinsu limanına sahip şehridir.Mağusa, Akdeniz'in en fazla güçlendirilmiş limanlarından bir tanesidir. Yakındoğu ve Avrupa arasında bir basamak oluşturur. Mağusa'nın asıl gelişmesi Lüzinyanlar devrine rastgelir. Yakındoğu'nun insanları şehre yerleştiklerinde, kültürleri ve refahlarıyla Mağusa sakinlerine yeni bir güç ve hız kattılar. Mağusa Akdeniz'in en önemli ticaret merkezlerinden biri olduğundan yerleşim icin doğal bir seçimdi. Mağusa'nın soylularından birinin dünyanın en zenginlerinden biri olduğu ve kızı için Fransa Kralı'nınkınden daha fazla mücevher aldığı bilinmektedir. Halk inanılmaz bir rahatlık ve lüks içinde yaşamaktdaydı. Sayısız kiliseler inşaa ederek muhtemelen tanrının gazabından korunmak istemişlerdi.Mağusa'da bulunan eserler:Othello Kalesi, St. Nicholas Katedrali, Francis Kilisesi, Namık Kemal Zindanı ve Müzesi, Kertikli Hamam, Mağusa surları, St. Barnabas Manastırı.ayrıca salemis kalıntıları ve Doğu Akdeniz Üniversitesi de burada bulunmaktadır.Şehirde, Sanat Festivali de yapılmaktadır.Mağusa'nın altın kumsalları dünyanın en iyi bilinen kumsalları arasındadır ve önemli bir turizm merkezidir.Girne
Girne (Yunanca Κερύνεια) Kıbrıs'ta bir liman kenti ve ilçedir. Kent ile çevresi, adanın en gözde tatil beldesidir. Son yıllarda kentin nüfusu hızla artmaktadır. Kentin güneyinde Beşparmak Dağları, kuzeyinde ise Akdeniz vardır.Bazı söylentilere göre kent M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kuruldu. Kurucuları kente ülkelerindeki bir dağın adı olan "Kyrenia" adını verdiler. Başka bir söylenti ise M.Ö. 9. yüzyılda buraya yerleşenlerin ticaret kolonileri kuran Fenikeliler olduğudur. Kentin adı Roma kaynaklarında Corineum olarak geçmektedir. Kentin tarihi adanın tarihi ile aynı olup, Bizans döneminde birkaç kez Arap korsanları tarafından yağma edildi.Kentin en ilginç tarihi eserlerinden bir tanesi Girne Kalesi'dir. Liman boyunca Türk mutfağına ve Kıbrıs'a özgü yemeklerin yanında diğer yemekleri de sunan lokantalar, barlar ve açık hava kafeteryaları vardır. Girne'de görülebilecek yerler arasında Girne Kalesi, Beylerbeyi, St. Hilarion Kalesi, Hazreti Ömer Türbesi, Batık Gemi Müzesi, Bufavento Kalesi, Barış ve Özgürlük Müzesi, Halk Sanatları Müzesi, çeşitli kilise ve manastırlar bulunmaktadır.Kent hızla büyümektedir. Bu, kentteki karmaşadan ve inşaat patlamasından anlaşılmaktadır. 30 Nisan 2006 yılındaki nüfus ve konut sayımına göre şehrin nüfusu 61.192'dir. Kent, 1996'daki sayıma oranla %58 büyümüştür.Girne Ameikan Üniversitesi'de burada bulunmaktadır.Girne'deki kale, Bizans,, Venedik ve Osmanlılar himayesinde kalmıştır.Güzelyurt (KKTC).
Güzelyurt (Yunanca: Μόρφου, İngilizce: Morphou) KKTC'de şehir. Kıbrıs adasının kuzeybatısında bulunan Güzelyurt turunçgil bahçeleriyle çevrili adı gibi güzel bir yerleşim birimidir. Çok verimli toprakları bulunan Güzelyurt'ta portakal, greyfurt, karpuz, kavun ve çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir. Turunçgillerin çoğu ihraç edilmekte, bir kısmı ise meyve suyu yapılarak içerde tüketilmekte ve ihraç edilmektedir. Lefkoşa'nın 74 km uzağında gene adanın kuzeybatısında bulunan Lefke de Güzelyurt gibi turunçgilleriyle ünlü bir kentdir.Tarihi yerleri: Soli, Soli bazilikası, Soli Tiyatrosu, Mamas Manastırı'dırOrtadoğu Teknik Üniversitesi KKTC Kampüsü Güzelyurt sınırları içerisinde Kalkanlı kasabasındadır.İskele (KKTC)
İskele Kuzey Kıbrıs'ın bir ilçedir. 2006 nüfus tahminlerine göre İskele'de 4.500 kişi yaşamaktadır.1975'de yerli Türk halkı Larnaka kentinin İskele semtinden kaçıp buraya yerleşti ve bu kasabanın adı da bunu hatırlatmak için İskele konuldu.Tarihî yerler 'Panagía Theotókos' ile 'Agios Iakovos'-Kilisesi'dir.
Lefkoşa (KKTC) Lefkoşa'nin konum olarak Kıbrıs adasının merkezi bir yerinde bulunması, Kıbrıs'a damgasını vuran medeniyetler için önemli bir etken olmuş, Roma medeniyeti ile başlayan “Casturm” kavramı Doğu Roma İmparatorluğu'yla “Kaleye” dönüşmüş ve kısa bir süre Templer Şovalyelerinde kalan Lefkoşa, 1192'de Lüzinyan Kırallığının adada hakimiyeti ile başkent olmuştur. 300 yıla yakın süren Lüzinyan Kırallığı döneminde Lefkoşa Ortaçağ Feudal Şehir anlayışı ile yönetilmiş ve adanın idari başkenti olarak kalmıştır.100 yıla yakın süren Venedik dönemi ile başkent Lefkoşa'da feodal düzen aristokratik anlayışla devam etmiştir. Venedik döneminde Rönesansla gelen yeni fikirler ve yenilikler benimsenmiş ve Lefkoşa'ya uygulanmaya başlanmıştır. Rönesansla birlikte yavaş yavaş önemini kaybeden Kilise anlayışı Ortaçağ kentlerinin şehir dokusunu değiştirmiş, Kilisenin ve Kilise etrafında oluşan meydanların kentin en önemli simgesi olarak bilinmesi tarihe karışmaya başlamıştır. Lefkoşa, 9 Eylül 1570'te Osmanlı İmparatorluğu tarafından alınmıştır.Rönesans ile ortaya atılan yeni “İdeal Şehir” kavramı Lefkoşa şehrine de uygulanmıştır. 1567-1670 yılları arasında şehri koruma amaçlı o dönemin mimarlarından “Giulio Savorgnano” tarafından yapılan surlar Doğu Akdeniz'deki “Palmanova” şehrinin surları ile benzer plandadır. Palmonavo, Venedik Cumhuriyeti sınırları içinde oluşturulan planlanmış Rönesans şehridir ve Rönesans döneminde tam olarak tasarlanan ve uygulanan “İdeal Şehir” anlayışını simgeler. Askerî mimarinin en mükemmel örneklerinden biri olan Lefkoşa Surları, 5 km uzunluğunda, birbrilerine uzaklıkları eş 11 burçtan (fig 1) ve 3 anıtsal kapıdan oluşmaktadır. Girne Kapısı surlar içinin ve dışının sirkülasyonunu halen sağlamaktadır. Davamı...
Şərhlər(0)
19 oxunma
Bölməsiz

